bir yaz günü.

yazı iyiden iyiye hissettiren bugünün hem anısı hem yazısı bu. gün boyu güneşle kucaklaştı dışarı çıkanlarımız. güneşin, sıkı sıkı sarılıp bırakmayan bir hali vardı; -sarıdan ziyade turuncu.

yıllar içinde içimizdeki bir şeyler de ısınıyor, bazen haddinden fazla. bazı şeylerden de yine zamanla ve içinde geçen yaşam deneyimiyle birlikte soğuyoruz. mevsimler içimizde dönüp duruyor, zamanla iklim bile değişiyor; -her zaman akdenize dönmese de yüzünü.

bugün, beraber dört mevsimi de yaşadığımız, bir vakitler yine bu şehirde buluşup birkaç yıl boyunca mütemadiyen çok şey paylaştığımız; sonra ayrı şehirlerden birbirimizde daima muhabbet, ara sıra yüz görümlüğü, bazen de birkaç satır arz-ı hal bulduğumuz bir dostumla kavuştuk. bir müddet hasbıhal ettik. sonra da yine kendi yollarımıza uğurladık birbirimizi; -sayılabilen bütün zaman dilimleri eninde sonunda kısa.

görüşmeye giderken aklımda hep yaptığımız şeylerin ya da bizi vaktiyle bir araya getiren ve tanıştıran öğrenim sürecinin içinden rutin kesitler değil de, birlikte olmayı özellikle tercih ettiğimiz onlarca ân-ı anıdan birkaç kuplecik vardı. eve dönerken de bugünün anısı birkaç bakış ve iç cebimde birkaç kelime…

bir mevsimi diğerinden, her birini ayrı ayrı yaşadıktan sonra ayırt edebiliyor insan. bir insanı diğerlerinden, her mevsimini ayrı ayrı yaşadıktan sonra ayrı tutabiliyor. bizim birbirimize anlatmamız “gereken” hiçbir şey yoktu. yeni ya da yenilenebilir hiçbir şeyin de eskilerden alacaklı olduğu bir şey yoktu. insan bütün ısı alışverişlerinin kemâle erdiği dostlarıyla bir meyveyi bölüşürken azalmıyor, bereketleniyor damağındaki tat. bizim içimiz de dışımız da yazdı, yakıcı bir güneş altında. çölde birbirini bulmuş iki bedevi ne kadar sevinirse, o kadar gönüllüydük kucaklaşmaya. güncelerimizde ayrı hikayeler, kalbimizde aynı şarkı. yüzümüzde biraz pembe, biraz mavi.

yaz, baharı tamamlamaya geliyor içimize, dışımıza ve aramıza. her şeyin daha net, daha sıcak, daha yetişkin olduğu bir evresi evrenin. kışın masalı, baharın şiiri var; yazın da hikayesi, meyvesi. anılar olay; an’lar durum hikayesi. meyve: geçmişi anlatan, an’a şahit olan, geleceği besleyen. hepsine yeten bir tat, damakta.

bugün, biz iki dost, sadece birkaç saat durup baktık birbirimize, birbirimizde tanıdığımız tatları hem andık hem yeniledik birlikte. mevsimlerden yazdı, buluştuğumuz şehirde. bir meyveyi bölüştük; kanımıza karıştı, sindirilmekte.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s